Şube Başkanı Yunus DEĞİRMENCİ'nin 30 Temmuz 2006 tarihinde

Şube 5. olağan Genel Kurulunda yapmış olduğu açılış konuşması

 

Sayın Divan,

Hak-İş Konfederasyonumuzun değerli Genel Başkanı,

Sevgili Genel Başkanım,

Sevgili Genel Merkez Yöneticilerim,

İşverenlerimizin değerli Temsilcileri,

Sevgili Dostlarımız,

Basınımızın güzide temsilcileri,

Değerli Emniyet mensupları,

Değerli Hükümet komiseri,

Çeşitli işyerlerinden gelerek bu güzel tabloyu oluşturan cefakar çilekeş delege arkadaşlarım,

Şubemizin 5. olağan Genel Kuruluna hoş geldiniz diyor,hepinizi selamların en güzeliyle selamlıyorum.

 

Değerli katılımcılar,

Genel kurullar yönetimlerin karnelerini aldıkları yerlerdir. 4 yıllık çalışmalarımızın tartışılacağı, gelecekle ilgili yeni bir güç kazanılacağı bu toplantımıza katılarak, bu günümüzde bizleri yalnız bırakmamanız  ziyadesiyle mutlu etmiştir.

 

Saygıdeğer misafirler,

4 yıllık süre içersinde dünyada ve ülkemizde çok önemli değişiklikler ve gelişmeler yaşandı. Ekonomik ve siyasal bu gelişmelerin ardından yaşanan süreçte iş alemi de önemli değişikliklere uğradı. Dünyada yaşanan globalleşme süreci nedeniyle, savaşlar, işgaller, açlıklar, tehditler gibi bir çok dünyanın sürecini değiştiren olaylar yaşandı. Özellikle ülkemizin yanı başında Irak’ta ve Filistin’de yaşanan savaş ve işgaller ülkemizi de derinden etkiledi.

4. olağan genel kurulumuzdan bir yıl sonra yaşanan genel seçimlerin ardından ülkemizde uzun zaman sonra tek başına bir parti iktidara geldi. Ülkede yaşanan sıkıntıların giderilmesi konusunda halkın ve işçilerin büyük beklentisi olan bir partinin iş başına gelmesi ilk aylarda bir huzur ve güven ortamını da yanında getirdi. Ekonomide esen bahar havası, finansal durumda yapılan reformlarla kontrol altına alınan enflasyon tüm kesimleri umutlandırmıştı. Yeni hükümet ve yeni durumla birlikte büyük bir beklenti içine giren iş dünyası ve işçi sendikası olarak bizler ülkenin sıkıntılarının içinden çıkması konusunda elimizden geleni yaptık. Toplu sözleşme görüşmelerinde, üretimde ve verimlilikte ortaya çıkan yeni durumla birlikte büyük bir moral ile önemli işlere imza atıldı.

Enflasyonunu düşmesiyle onlarca yıl sonra ortaya çıkan duruma iş verenler ve işçiler olarak bizlerde alışmaya çalıştık. Karlılık oranlarının oransal olarak değil de rakamsal olarak düşmesinin ardından iş verenlerdeki paniğe rağmen işçiler olarak işlerimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştık.

 

Değerli misafirler,

Ülkede yaşanan yeni dönem ne yazık ki, beklentilere cevap veremedi. İşsizlik gibi büyük bir bela her geçen gün daha da artarak büyüdü. Düştü denen enflasyon ne yazık ki mutfağa ve vatandaşa yansımadı. Ücretler, eridikçe eridi. Asgari ücret komik rakamlara geldi. İşsizliğin artması, beraberinde çok büyük sorunları da birlikte getirdi. İşsiz sayısı üstelik bu işsizler içinde yüksek okul mezunu sayısı her geçen gün artarken, çalışanların sıkıntıları daha da arttı. İşsiz sayısının artmasını bazı işverenler çalışanlar üzerinde baskı unsuru olarak kullandı. Sendikal hayatın üzerindeki baskılar daha da artarken, sendikalaşmanın önündeki engeller çok daha fazlalaştı. Öyle ki, sendikalar yeni işçiyi şöyle bırakın mevcut işçilerini işlerinde tutabilme çabasına girdiler.

Bir zamanlar ikinci dünya savaşına neden girmediği sorulan İsmet Paşa “kadınları kocasız, bebeleri babasız bırakmamak için girmedim” demişti, şimdi de bizler “Bebelerin babalarını işsiz, eşlerini aç bırakmamak için uğraş veriyoruz”

Kayıt dışı hayatın en önemli panzehiri olan sendikal hayat üzerinde yapılan bu baskılar ne yazık ki, kayıt dışı denen canavarı önlemeye değil, daha da artırmaya yarayacaktır.

Vergi indirimi, SSK indirimi gibi istihdamın önündeki sıkıntıları ortadan kaldırması beklenen hükümet ne yazık ki, bu konularda ciddi adımlar atmamıştır. Hükümetin yaptığı en güzel uygulama karlı şirketleri satmak oldu. Gelen paralarla ve borçla yaşanan bahar havası sonunda çöktü. Yıllarca neredeyse aynı seviyede devam eden döviz kurlarının bir anda patlamasıyla yaşanan yüzde 25 lik devalüasyonla birlikte yeniden bahar havası son bahara döndü. Mali sektörde alınan tedbirlerin reel sektörde de alınmamış olmasının hatasını umarız hükümet yetkilileri anlamıştır.

Sendika olarak istihdamın ve sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması için bir çok kez çağrı yaptık. Ülkenin sıkıntıdan çıkması için üretim yapılması, yatırım yapılması gerektiğini defalarca hatırlattık. Yatırım, üretim ve istihdam olmadan ülkede ne denge kurulabileceğini ne de huzurun sağlanabileceğini söylemekten dilimizde tüy bitti. IMF’nin verdiği reçetelere güvenen ancak kendi insanına güvenmeyen hükümetlerin yabancılara verdiği tavizlerin ardından yaşanan durum ortada.

Yaklaşan genel seçimler öncesi artan terör hareketleri, yaşanan hain saldırılar herkesin canını sıkmaktadır. Ekonomik sıkıntı içinde olan, işsizlikle boğuşan, asgari ücretli bir işe girebilmek için araya onlarca torpil koyduran üniversite ve lise mezunu gencin olduğu bir ortamda yaşanan bu hadiseler herkese ibret olmalıdır. Bir ülkede işsizlik bitmezse, açlık ve sıkıntı bitmezse terör de olur, hırsızlıkta olur, kap kaçta olur. Devlete düşen bu sıkıntıların önünü alabilmektir. 3 kasım seçimlerinin ardından 368 milletvekili ile bu ülkede hiçbir partiye nasip olmamış bir güçle iktidara gelen parti bu konuda halkın sözünü değil, ne yazık ki, IMF’nin söylediklerini yapmaktadır. Seçimler öncesi IMF’yi ülkeden kovacaklarını söyleyerek iş başına gelenler bugün bu kurumun dediklerinden çıkamaz duruma geldiler. Ülkemiz adına oldukça sıkıntılı ve acı bir durumdur bu aslında.

AB ile başlayan müzakere sürecinin ardından yaşanlar da ilginç. Yaşanan süreçte AB’nin istedikleri hep siyasi konular oldu. Sanki kendileri çok fazla insan haklarına riayet ediyorlarmış gibi ülkemize varsa yoksa insan haklarını dayatıyorlar. Yapılan her toplantıya Kıbrıs sorununu sokuşturuyorlar. Türkiye’ye verdikleri çok fazla bir destek olmamasına rağmen sürekli taviz üzerine taviz istiyorlar. AB standartları gelecekse yaşamın her alanını ve ülkede yaşayan herkese yönelik gelmelidir. Bir kesimin pireyi deve yaparak ortaya koyduğu iddiaları büyük olaylarmış gibi gösteren AB ülkemizde neyi hedefliyor onu da bilmiyoruz. Kendilerine gelince düşünce özgürlüğü olan bize gelince insan hakları ihlalleri sayın AB, vatan evlatlarının şehit edilmesi karşısında hiç ses çıkarmıyor. Sendikal hayat gibi demokrasinin en önemli unsurlarından birisi olan bir sistemde yaşanan sıkıntılar karşısında sessiz kalıyor. AB, bize göre üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek istiyor. Yapılan reformlar AB istedi diye değil, Türk Milleti’nin ve demokrasinin gereksinmeleri için yapılmalıdır.

 

Çok saygıdeğer misafirler,

Kayseri’nin dışarıdan görünümü oldukça iyi. 139 fabrika temeli ile ülke gündemine girmiş bir şehrin görünümü tabii ki olumlu olacak. Bu ülkenin gelişmesi için tek çivi çakanlardan Allah razı olsun ama 139 fabrika ki, şimdilerde 200 deniyor. 50 kişiden işçi alınsa Kayseri’de işsiz kalmazdı. Hala sendikalara gelen onlarca insanı görünce fabrikalar konusunda insan düşünmeden edemiyor. Ya bu fabrikalar açılmadı ya da işçileri dışarıdan transfer etti.

Kayseri’de bu kadar fabrika temeli atıldığı bir dönemde nasıl olurda işsizlik artar diye düşünülmesin. Bu fabrikalarda kaç kişinin yeni istihdam olduğuna bakılması yeterlidir. Bazı işverenler her toplu iş sözleşmesini işçiler üzerinde demoklesin kılıcı gibi kullanarak, işçi ve temsilcilerini köşeye kıstırmak istemektedirler.

 

Kayseri’deki durumu ortaya koymaya çalışırsak, toplu sözleşme görüşmelerinde sendikacılık hayatım boyunca ilk kez maaş artışı değil, eksiltilmesi teklifi ile karşılaştık. Daha önceki krizlerde hep bizlerden işyerlerinin selameti için fedakarlıklar beklendi ve bizler de bunu yaptık. Ülke barışı, işyerlerimizin sıkıntısının giderilmesi için hakkımız olan ücret zamlarından çok fedakarlık yaptık. Ama, şimdi sıra işverenlerde. Fedakarlık yapma sırası onlara geldi.  Biz sıfır zamları da gördük ama iş veren tarafından ciddi ciddi ücretlerin düşürülmesi teklifini ilk kez gördük. İşçilerimizin fason işçilerle nasıl tehdit altına alındıklarını, işlerini kaybetmemek için bedensel ve zihinsel olarak işçilikteki tarihlerinin en zor dönemlerinden birisini geçirdiklerini söyleyebiliriz. Eve ekmek götürmenin , çocuk okutmanın, kira giderlerinin zorluklarını işçi olmayan bilemez.

         

AB yolunda ilerleyen ülkenin yıldız şehri olarak gösterilen Kayseri’de sendikalaşma konusunda yaşanan sıkıntıları, sendika gibi en önemli demokratik hakları olan bir şeyi engellemek için her türlü alavere ve dalaverenin çevrildiği bir ortamda huzur ve barış nasıl sağlanabilir? Sormak gerekli. Son zamanlarda Türkiye İş Kurumu’na gelip işsizlik maaşı için başvuru yapan kişilerin sayısındaki patlama işten çıkarmaların, sendikalar üzerindeki baskıların aslında en önemli göstergesidir.

 

Saygıdeğer konuklar,

Şunu da hatırlatmak isterim ki, Kayseri’nin devleri olan ve hepimizin gururu olan şirketlerin tamamında sendikacılık gelişmiş ve örgütlenmiştir. Bu firmaların başarısının altına bakarsak hepsinin değişik hikayeleri var ama ortak noktaları işçilerinin sendikalı olması ve işveren sendika el ele tüm güçlüklerin altından kalkmasıdır. Kayseri, her alanda Türkiye’ye örnek bir şehir. Siyasileriyle, iş verenleriyle, sendikalarıyla, belediyeleriyle ve diğer sivil toplum örgütleriyle kayıt dışı ve sigortasız çalışmaya karşı top yekün bir savaş başlatarak, yine ülkeye örnek olmaya ne dersiniz. Biz şube olarak bu konuda her türlü katkıyı vermeye hazırız.

  

DEĞERLİ GENEL BAŞKANIM,

Çelik İş Kayseri Şubesi olarak bu kadar sıkıntıların içinde dimdik ayakta durmak için ve sıkıntılarla mücadele etmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bu çalışmalarımız esnasında sıkıntıda ve zorlukta en büyük destekçimiz olan sizin, bizleri yönlendirmenizle alanımızda şehrimizin en önemli sendikası olduk. Sizin ağabeyliğiniz, geniş dünya görüşünüz, tecrübeniz şubemizin en önemli şansıdır. Şube başkanından, en son üye olmuş işçisine kadar herkes sizin destek ve bizlere verdiğiniz güçle çalıştığımız firmalarda en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Biliyoruz ki, bizim başarımız büyük ve değerli Çelik İş Sendikasının başarısı, başarısızlığımız da büyük ailemizin başarısızlığı olacaktır. Bu bilinçle ve inançla bundan sonra da çalışmalarımızı sürdürerek, örgütlü olduğumuz firmaların verimliliğini daha da üst seviyelere çıkarmak için çaba sarf edeceğiz. Bu çalışmalarımızda sizin ve değerli genel merkez yöneticilerimizin verecekleri destek ve kuvvet bizlere en önemli katkı olacaktır.

 

BERABER ÇALIŞMAKTAN ONUR DUYDUĞUM TEMSİLCİ ARKADAŞLARIM;

Sizler her zaman ve her yerde sendikamızın temel taşları olmuş, maddi ve manevi desteklerinizle sendikamızın ilerlemesinde çok önemli roller almış insanlarsınız.  Ben ve yönetimdeki arkadaşlarım sizler gibi çalışkan, dürüst, bilgili ve aydın fikirli  arkadaşlarla omuz omuza çalışmaktan gurur ve mutluluk duyduk. Sendikamızın kuruluşundan bugünlere kadar geçen süre içerisinde yaşanan her türlü olumlu ve başarılı çalışmaların altında sizlerin kalın imzalarınız var. İşçi arkadaşlarımızın sorunlarını çözmede, sendika ile işçiler arasında köprü olmada mükemmel bir görev yaptınız. Sendikamızı işyerlerinde temsil etmede gösterdiğiniz üstün başarı nedeniyle sendikamızın üye sayısının artmasında önemli kilometre taşı oldunuz. Hepinize çok teşekkür ederim. Bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar diler, hakkınızı helal etmenizi isterim.

 

Tezgahları başında terleyen, alın terleriyle helal kazanç elde etmek için çırpınan, sendikamızın temel taşları olan işçi arkadaşlarıma da birkaç söz etmeden konuşmamı bitirmek istemiyorum.

 

DEĞERLİ İŞÇİ KARDEŞLERİM,

Çelik İş Sendikası sizler var oldukça ve güçlü oldukça varlığını sürdürebilecektir. Eğer, siz hapşırıyorsanız, biliniz ki, bizler yataklara düşmüşüzdür. En yeni işçimizden en tecrübeli üyemize kadar herkes bizim kardeşimiz ve değerimizdir. Bizi buralara taşıyan ve buralarda tutan şartsız destek veren sizlerin yaptığı fedakarlık unutulacak bir fedakarlık değil. Sizin yaptığınız bu üstün fedakarlık ve güvene layık olmak için bizlerin daha çok çalışıp daha az uyuyup gayret sarf etmek zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Sizlerle her zaman belki yan yana olamıyoruz. Sizler tezgah başında terlerken, bizler de sizlerin haklarınızı korumak, sıkıntılarınızı çözmek, hatta sıkıntı gelmeden bitirmek için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Bizler şube yönetimi olarak sizin gibi değerli ve kaliteli insanlarla çalışmaktan, temsil etmekten gurur duyduk, duymaya da devam edeceğiz. Ben yıllarca HAK İŞ ve Çelik iş yöneticisi olmaktan gurur duydum, sizlerde bu güzel ailenin bir üyesi olmaktan gurur duymalısınız.Sizlerle beraber olmaktan zevk alıyorum.

 

SAYGIDEĞER MİSAFİRLER,  

Bu güzel tabloyu oluşturan, bu anlamlı günü yaşatan, yarınlara güvenle bakmamızı sağlayan ve temel yapıyı oluşturan kahramanlardan, Türk Sendikal hayatın duayeni Sayın Salim Uslu’ya şükranlarımız vardır. Çelik İş’in genel Başkanı Feridun Ağabeyimize şükranlarımız vardır. Yusuf Engin’e, Eyüp Karadereli’ye, Mahmut Aslan’a şükranlarımız vardır. Ahmet Köseoğlu’na Ahmet Kandeferoğlu’na, Abdullah Saraç’a şükranlarımız vardır. Mahmut Özbıyığa, Mehmet Özbıyığa, Mustafa Demir Paltaya, Mustafa Koçyiğite şükranlarımız vardır. Ebru Tortum’a Selahattin Nalçakan’a şükranlarımız vardır. Mehmet Kılıç’a, Cüneyt Turgut’a, Bekir Buğur’a şükranlarımız vardır. Hacı Hasan Eser’e, Nurullah Büyükkantarcıya, Şaban Elmaağaçlıya, Hamdi Bıçakçıoğlu’na şükranlarımız vardır. Bölge Çalışma Müdürü ve ekibine şükranlarımız vardır. İş Kur Müdürümüze ve ekibine şükranlarımız vardır. Sizleri aralarından seçip buraya gönderen üyelerimize şükranlarımız vardır. Siz delege arkadaşlarıma şükranlarımız vardır. Bu salonda olan olmayan bizimle gönül bağı olan bütün dostlarımıza şükranlarımız vardır.

 

Bu duygu ve düşüncelerle  Hepinize bir kez daha 5. Olağan genel kurulumuza katıldığınız için teşekkür ederim. Allah’a emanet olun.

 

 

        

Başa Dön