16 Şubat 2005

 

İNSANCA YAŞANACAK BİR TÜRKİYE İÇİN HALKIMIZA ÇAĞRI

 

Hayatımızı kolaylaştırmak, geliştirmek, yaşanılır kılmak amacıyla oluşturulan kurumların mağduru haline geldik. Emeklilik, yaşlılığımızın bir güvencesi olmaktan çıktı. Emeklilik ücretleri yetersiz. Maaş kuyruklarında ömür tüketiyoruz. Yaşlılıkta dahi çalışmak zorunda kalıyoruz.

 

Sağlık kuruluşlarında, poliklinik önlerinde, kuyruklarda daha da hastalanıyoruz.  Ameliyatlar için aylar sonrasına randevular veriliyor. Sosyal güvencemiz olmasına rağmen ek para ödemelerine maruz bırakılıyoruz. Sosyal güvencesi olmayanlar büyük bir çaresizliği yaşıyorlar. SSK Hastanelerinin devri ile sanki sağlık hizmetlerinin düzeleceği imajı verilmek isteniyor. Oysa gerçekte planlanan sağlık tesislerinin yerel yönetimlere devri ile sağlık hizmetlerinin paralı hale getirilmesidir.

 

Okullarda kayıt için, okulun yakacağı, temizliği vb. için paralar vermek zorunda kalıyoruz. Okul sayıları yetersiz. Sınıflar kalabalık. Öğretmen sayısı yetersiz. Üniversiteler paralı hale getirilmiş, yoksul yetenekli çocukların okumaları gün geçtikçe imkansız hale geliyor.

 

Eğitim emekçilerinin, yüz yıllık mücadele birikiminin temsilcisi olan Eğitimsen, sendikal hak ve özgürlükler sürecinde savunduğu ilkeler ve mücadelesi nedeniyle kapatılmak, susturulmak isteniyor. Milyonlarca çocuk ve gencimizi yetiştiren yüz binlerce eğitim emekçilerinin örgütü Eğitimsen’ in kapısına kilit vurmak istiyorlar Bu dava, artık sadece Eğitimsen ‘ in kapatılması davası olmaktan çıkmıştır. Eğitimsen kapatma davası, tüm dünyada emek, demokrasi, barış ve adalet isteyenlerin davası haline gelmiştir.

 

Buradan bizleri susturmak isteyen güç odaklarına bir kez daha sesleniyoruz;  yüz yıllık eğitim emekçileri mücadelesini engelleyemeyeceksiniz!. Eğitim emekçilerinin sesini, milyonlarca öğrenci ve velinin umudu olan Eğitim Sen’ i susturamayacaksınız!. Buna izin vermeyeceğiz!.

 

Pahalı girdiyle ürettiğimizi ucuza satıp, gıdaları pahalı tüketiyoruz. Ertesi yıl tarlamızı ekemez duruma düşüyoruz. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ nün kapatılmasıyla kırsal ve tarımsal altyapı hizmetlerinin daha hızlı sunulacağı imajı veriliyor. Oysa gerçekte planlanan Köy Hizmetlerinin yerel yönetimlere devri ile yol, içme suyu, sulama, arazi tapulaştırma gibi hizmetlerin paralı götürülür hale getirilmesi, topraklarımızın sahipsiz bırakılmasıdır.

 

Yoksulluk, işsizlik, kaçak işçilik giderek yaygınlaşmakta, asgari ücret beslenmeye dahi yetmemektedir. Telefon, elektrik, su vb. temel ihtiyaçların faturaları maaşın büyük bölümünü götürüyor. Tüm bu olumsuzlukları kabul etmek zorunda değiliz.

 

 Bu bozuk düzen değişmelidir. Sosyal güvenlik, sağlık, eğitim, altyapı başta olmak üzere kamusal hizmetler tepeden tırnağa halkın yararı doğrultusunda yeniden yapılandırılmalıdır.

 

Emeklilik sistemi, çalışamayacak yaşa gelen insanlarımızın gelecek güvencesi haline getirilmeli,

Sağlık hizmeti doğumdan ölüme kadar herkesin anında ve para ödemeden eşit olarak yaralanacağı bir sisteme dönüştürülmeli,

Eğitim tüm yurttaşlara açık, eşit ve ücretsiz hale getirilmeli,

Ulaşım, haberleşme, enerji, tarım ve ülkenin yer üstü ve yer altı kaynakları vb. geniş toplum kesimlerinin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.

 

Kısacası toplumsal zenginlikler ve toplumsal hizmetler yeni bir kamusal anlayışla tüm yurttaşların kolaylıkla erişebileceği konumda olmalıdır.

 

Toplumda adaletin yerine getirilmesi ve eşitliğin sağlanmasında sosyal hukuk devletine ihtiyaç vardır. Sağlık ve sosyal güvenlik başta olmak üzere tüm kamusal hizmetler temel insan haklarının karşılanmasına yöneliktir. Sosyal devletin de bu hakları garanti altına alması yükümlülüğü ve sorumluluğu vardır. Bunun için yurttaştan vergi toplamaktadır. Yurttaşlardan vergi olarak aldıklarını yine yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanmak durumundadır. Şimdiye kadar bunu layıkıyla yapmayan hükümetler, bunların yapılamayacağı gerekçesiyle, tamamen üstünden atmaktadır. Böylelikle temel insani ve toplumsal ihtiyaçları ticarete dönüştürerek şirketlere kâr kaynağı haline getirmektedir.

 

AKP hükümeti de IMF ve Dünya Bankası programlarını “reform” adı altında kararlılıkla yürütüyor. Başta asgari ücretle çalışanlar, işsizler, emekliler, esnaf ve çiftçiler olmak üzere yoksul toplum kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olan sağlık, eğitim, sosyal güvenlik kuruluşlarının vb. yetersizliği ve vatandaşın mağduriyeti kullanılarak; kazanılmış yetersiz haklarımız da elimizden alınarak, bizlerin daha da mağdur edileceğimiz düzenlemeler yapılmaktadır.

 

Örnek vermek gerekirse; emeklilik yasası ile 9000 iş günü prim-25 yıl kesintisiz çalışma- emeklilik ücretinin yarıya düşürülmesi, emeklilik yaşının da 70’ e çıkarılması istenmektedir. Herkesin sosyal güvenliği olacak söylemiyle, sadece bazı hastalıklar sigorta kapsamına alınacaktır. Kanser, şeker, kalp hastalıkları ve bazı ameliyatlar için ödeme yapılmayacaktır. Yani, parası olmayana yaşama hakkı tanınmayacaktır.  Ayrıca, bugün sadece ilaç alırken ödenen %20’lik katkı payı, artık muayene olurken, tetkik ve analizlerde de ödenecektir. Üstelik bu pay %20 değil %50 olarak ödenecektir.

 

AKP hükümetinin çıkardığı ve çıkarmayı düşündüğü yasalar olan;

 

Genel Sağlık Sigortası; Paran kadar sağlık sigortası

Emeklilik Yasası; Mezarda emeklilik

Aile Hekimliği; Koruyucu sağlık ve tedavi hizmetlerinin paralı hale getirilmesi

Temel Sağlık Yasası; Hastanın müşteri, hastanenin sağlık işletmesine dönüştürülmesi

Kamu Yönetimi Yasası; Vatandaşın müşteri, ülkenin Pazar haline getirilmesi

Kamu Personel Yasası; İş güvencesiz, performansa göre sözleşmeli çalışma

Yerel Yönetim Yasası; Yerelleşerek hizmetlerin özelleştirilmesi

 

ile tam bir sosyal-ekonomik yakım yapılmaktadır.

 

AKP Hükümetinin tüm bu yıkım politikalarına karşı halkın temel ihtiyaçlarının herkese adil, eşit, ulaşılabilir, ücretsiz olmasını ve gereksinimi kadar kamu hizmeti talep ediyoruz.  Güvenli bir gelecek ve “İnsanca Yaşanacak Bir Türkiye İçin” Emek Platformu olarak illerde böylesi toplantılar yapıyoruz.

 

Bu gidişatı durdurmak bizim ellerimizdedir.

 

Hepinizi Gebze Sendikalar Birliği adına saygıyla selamlıyorum.