‘Şubemizin 8. Olağan genel kuruluna katılarak bizleri onurlandırmanızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor şahsım ve yönetim kurulumuz adına saygılar sunuyorum.
Hoş Geldiniz.
Şubemiz 7. Olağan genel kurulunda verilen görevi ve onurunu, sınıfın ve üyelerimizin emanetini 8. Olağan Genel Kurula taşımanın tatlı heyecanını yaşıyorum.
Ortadoğu halkları, zengin enerji kaynaklarına sahip olmak suçmuş gibi, bedelini kan ve gözyaşı ile ödüyorlar.
ABD emperyalizmi, Dünya çapında egemenliğini güçlendirmek, enerji kaynaklarına sahip olmak ve neo-liberal küreselleşmeyi sağlamak için zora, şiddete ve işgale başvurmaktan çekinmiyor.
Afganistan, Filistin ve Irak kaynıyor; halkların yaşadığı acılar, insanlık tarihine kara bir leke gibi düşüyor. ABD, şimdi de Suriye ve İran'ı hedef göstererek, bölgede yeni çatışmalara zemin hazırlıyor.
ABD ve çıkar odaklarının, Türkiye'yi çatışma ortamının bir taşeronu haline getirme oyunları sürüyor. Demokrasiden korkanlar, gerilim ve çatışmadan rant sağlamak isteyenler, huzursuzluğu körükleyenler, halka ve emekçilere kirli bir senaryo yazıyorlar.
Küresel sermayenin kıskacındaki ülkemiz, her gün daha fazla işsizliğe, yoksulluğa ve güvencesizliğe sürükleniyor. Yıllardan beri ülke kaynakları, yağma ve talan politikalarıyla uluslar arası sermayeye açılıyor.
Özelleştirme politikalarıyla fabrikalar kapatılıyor ya da sermayeye peşkeş çekiliyor.
Devleti küçültme adı altında başta eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik olmak üzere, kamu hizmetleri tasfiye edilmek, paralı hale getirilmek isteniyor.
Sağlımız küresel sermaye tekellerine peşkeş çekiliyor.
Genel Sağlık Sigortası ve Sosyal Güvenlik Yasası emek örgütlerinin karşı çıkmasına rağmen mecliste tartışılmadan yasalaştı. Ancak Cumhurbaşkanımız emek örgütlerinin karşı çıkış gerekçeleri ile veto etmesine rağmen iktidar yasayı inatla meclisten ikinci kez geçirmiştir.
Giderek artan borçlarla tarım can çekişiyor, esnaf kan ağlıyor, emekliler çile çekiyor, ücretler geriletiliyor, sosyal haklarımıza yönelik saldırılar devam ediyor. Daha fazla sömürmek için örgütsüz ve güvencesiz bir çalışma yaşamı isteniyor.
Büyüyen ekonomik tahribatla birlikte demokratikleşme sorunları da sürüyor.
12 Eylül hukuku varlığını sürdürürken, demokratik hukuk devleti olmanın gerektirdiği köklü adımlar atılmıyor, atılamıyor.
Hak ve özgürlüklere ilişkin taleplerin önü kesilmek isteniyor. Hem yasalar, hem de uygulamalar temel hak ve özgürlüklere ilişkin sorunlara kaynaklık ediyor. Özgürlükçü, bağımsız, demokratik ve barış içinde yaşayan bir Türkiye talebimiz devam ediyor.
Her toplumsal mücadelede olduğu gibi sendikal mücadelede de başarıya ulaşmanın bir takım şartları vardır. Her şeyden önce mücadeleye öncülük eden kadroların ve onlara omuz veren kitlelerin hedeflerinin çok iyi belirlenmiş olması gerekir.
Sendikal mücadelede haklının haksızla, güçlünün güçsüzle karşı karşıya geldiği çok yönlü bir mücadeledir. Bu nedenle bu mücadele alanı bütün yönleri ile bilinmedikçe sağlıklı sonuçlar elde etmek zorlaşacaktır.
Üyelerinin ekonomik, sosyal, kültürel hak ve menfaatlerini koruyup, geliştirmek varlık amacı olan sendikamız ve şubemiz yaşanan olaylara seyirci kalamazdı ve kalmadı. Sendikamız ve şubemiz değişimi yakalayıp değişimi belirleyecek politikaları üretmede bilgiyi kullanmayı, katılımcı, demokratik, çağdaş ve kurumsallaşmış sendikacılığı kendine ilke edinmiş ve buna uygun duruş sergilemeyi başarmıştır.
Şubemiz hak arama ve alma mücadelesinde bölgemizde diğer sendikalar ve emek dostları ile ortak çalışmalar yaptı. Gebze Sendikalar Birliği ve Emek Platformu olarak ortak gösteri yürüyüş ve paneller düzenledik. Geçtiğimiz 4 yıllık dönemde sendikalar birliği ve onun bir üyesi olarak sendika şubemiz Gebze kamuoyunu bilgilendirme ve bilinçlendirme kamuoyu yaratma çabalarımız devam etti. Bu dönemde bir çok önemli eylemler gerçekleştirerek çalışma yaşamı ve ülke gündemi ile ilgili etkinlikler yaptık.
Geçtiğimiz 4 yıllık dönemde içinde iç örgütlenmemizi tamamlamayı başarabildik. Daha önceki dönemlerde işyerlerimizdeki taşeronlarla ilgili ciddi sıkıntılar yaşardık. Bu gün artık sevinçle söyleyebiliriz ki bağlı işyerlerimizde taşeron kalmamıştır. 4857 sayılı İş Kanunu çıktıktan sonraki süreçte biz iç örgütlenme ve taşerona karşı mücadele ile üye sayımızı % 50 artırmayı başardık.
Bu dönemde yeni işyerlerinde örgütlenme çalışmalarımızda ne yazık ki istediğimiz başarıyı yakalayamadık. Örgütlendik; ancak toplu sözleşme yapma ve aidatlı üyeye sayısına ulaşamadık. Ama son bir yıllık dönemde ciddi çalışmalar ve neticeler elde ettik.
Sendikamızın ve şubemizin her koşulda var olabilmesi, gücünü ve birliğini pekiştirebilmesi için; demokratik denetimin olmazsa olmaz koşul olduğu inancıyla, genel kurulumuzun şubemize, sendikamıza ve işçi hareketine yarar sağlaması umuduyla 8. Genel kurul çalışmalarına katkı sunacak tüm delegelere ve bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza ve misafirlerimize saygılar sunar; genel kurula çalışmalarında başarılar dilerim.’ Diyerek konuşması bitirdi.
|