1982 Anayasası’nın 51. maddesine ve 2821 sayılı Sendikalar Yasasının 22. Maddesine göre; işçilerin “izin almaksızın” sendikalara üye olma hakları vardır. Bu hakkını kullanmasına karşı çıkmak suç teşkil eder.
Her istediğimizde sendikalara üye olabiliriz. Ama Üyelik bazı yasal formalitelere bağlanmıştır.
Birinci koşul,
İşkolu koşuludur. Örneğin metal işkolunda çalışıyorsanız, metal işkolunda faaliyet gösteren bir sendikaya üye olabilirsiniz. Yasa, 28 işkolu belirlemiştir.
İkinci koşul,
Noter koşuludur. İşçilerin sendika üyeliği ancak noterde yapılması koşulu ile geçerlilik kazanabilir.
Üçüncü koşul,
Birden çok sendikaya üye olmak yasaktır. Birinden istifa ederek bir diğerine üye olabilirsiniz.
Yukarıda yazılı koşullar sendika üyeliği için gerekli koşullardır. Özellikle noter şartı işçilerin sendikalara üyeliğini zorlaştırdığından dolayı sınıf sendikaları yıllardır bu şartın kaldırılması için mücadele etmektedirler.
Sendikaların TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ VE GREV yapabilmesi için de ek koşullar konulmuştur.
ILO'nun temel sözleşmelerine aykırı olduğu için gerçekte hukuken geçersiz olan, ancak halen uygulanan 2822 Sendikalar Yasası, bir sendikaya bir işyerinde toplu iş sözleşmesi yetkisinin verilmesi için ağır koşullar getirmektedir. Buna göre bir işyerinde üyeleri adına toplu iş sözleşmesi yapacak sendikanın;
- İlgili işyerinin işkoluna yönelik olarak kurulmuş olması
- Bu işkolunda çalışan kayıtlı işçilerin %10'unu üye yapmış olması
- İşyerindeki işçilerin yarısından bir kişi fazlasının bu sendikaya üye olması
- Çalışma Bakanlığı'na çoğunluk tesbitinin yapılması ve üyeleri adına toplu sözleşme yapma yetkisinin verilmesi için başvuruda bulunması gerekmektedir.
- Çalışma Bakanlığı'nın verdiği toplu sözleşme yapma yetkisine işveren veya bu işkolunda bulunan ve %10'luk işkolu barajını geçmiş olan sendika itiraz edebilir. İtiraz halinde mahkeme sonuçlanana dek toplu iş sözleşmesi süreci askıya alınır.
Yasanın getirdiği bu hükümler, işçilerin örgütlenme ve toplu sözleşme hakkını, işverenin onayı olmaksızın neredeyse kullanılamaz hale getirmektedir.
Bununla birlikte; İşçiler, yasanın dayattığı bu şartlara sahip olmayan sendikalara üye olarak da hakları için mücadele edebilir, çalışma koşullarını iyileştirmeye çalışabilir. Böylesi bir durumda sonucu belirleyecek olan, işyerindeki işçiler ve sendikaları ile işveren arasındaki güç dengesi olacaktır.
Görüldüğü gibi Türkiye'de yürürlükteki yasalar işçilere tam bir örgütlenme özgürlüğü ile toplu sözleşme hakkı tanımamaktadır. Yasanın işçilere gösterdiği toplu sözleşme yolu tuzaklarla dolu, büyük bir sabır disiplin ve kararlılıkla yürünmesi gereken uzun, ince bir yoldur.
Sorular Ana Menü |